Korkuya rağmen değişmek
- Deniz Sezen

- 3 Kas
- 2 dakikada okunur
Değişim korkusunu yönetmek için 3 farkındalık dönüşümü
Kendi işimi kurup New York’a taşınmaya karar verdiğim zamanı çok net hatırlıyorum. O günlerde bir yanım yeni bir başlangıca hazırlanırken, diğer yanım korkudan donakalmıştı.
Ne kadar plan yaparsam yapayım, hiçbir şeyin tam olarak nasıl olacağını bilemiyordum. Değişimin korkusu her yanımı sarmıştı.
Yaşamımızdaki büyük kararlar beraberinde korkuyu getirir.
Aldığımız her karar bizi bilinmeyen bir yere taşır ve bu bilinmezlik, kontrol edemediğimiz için oldukça tedirgin edicidir. Ama bu duyguları yaşamak, kararımızın yanlış olduğunu göstermez. Sadece insan olduğumuzu hatırlatır.
Korkuyu hissederek de belirsizliğin, değişimin ve büyük kararların ortasında ilerlemenin bir yolu vardır. Bu yazıda, gerçek bir deneyimden yola çıkarak değişim korkusunu yönetmenin 3 adımını paylaşmak istiyorum.

1. Korkuyu yanınıza alın
Korkusuz olmayı çoğu zaman ulaşmamız gereken bir hedef gibi görürüz. Ama dürüst olalım: Eğer bir işe başlamadan önce tamamen korkusuz hissetmeyi bekleseydik, büyük ihtimalle hâlâ bekliyor olurduk.
Cesaret, korkunun yokluğu değildir. Korkunun orada olduğunu kabul etmek ve buna rağmen ilerleyebilmektir.
Korku, hayatın bir parçasıdır. Amaç, ondan tamamen kurtulmak değil; ona nasıl yanıt vereceğinizi ustalıkla öğrenmektir. Korku hissedebiliriz, ama onunla özdeşleşmek zorunda değiliz. Dolayısıyla korkunuzu yanınıza alın ama direksiyona geçmesine izin vermeyin.
2. 'Hem öyle hem böyle' duygularınıza izin verin
New York’a taşınma sürecinde bir yanım inanılmaz heyecanlıydı.Yeni bir hayat, yeni bir şehir, kendi işimi kurma hayali…Ama aynı anda derin bir hüzün de vardı.Tanıdık olanı geride bırakmak, sevdiklerimden uzaklaşmak, yepyeni bir ülkede sıfırdan başlamak kolay değildi.
Bazen düşünüyorum da, eğer o zamanlar “aynı anda iki zıt duyguyu hissetmenin” gayet normal olduğunu bilseydim, acaba neleri farklı yapardım?
Bir değişim karşısında hem istekli hem de üzgün hissetmek, bir kararı verirken hem heyecan hem korku yaşamak tamamen normaldir — ben bunu çok sonraları kavradım.
Çoğu zaman karışık duygular içinde olmak bizi durdurur, kendimizden şüphe ettirir. Çünkü bunların yanlış bir şeyin işareti olduğunu sanırız. Ama aslında bu çelişkiler, yanlış yolda olduğunuzu değil, önemli bir eşiği geçtiğinizi gösterir.
Çelişkili duygulara sahip olup yine de değişim yaratabilirsiniz. Önemli olan, o duyguları bastırmak değil, onlara yer açmaktır. Çünkü bazen hissettiğiniz o hüzün, size “yanlış yoldasınız” demez; sadece görülmek, hissedilmek ister.

3. Her değişim bir ilerlemedir
Mükemmel kararlar yoktur. Sadece verdiğimiz kararlar ve onlarla ne yaptığımız vardır.
Benim de sonradan “yanlışmış” dediğim birçok kararım oldu.Ama çoğu zaman, o “yanlışlar” beni doğru yollara götürdü.
Her adım, ileriye atılmış bir adımdır. Başarısızlıklar bile, dinlemeyi bilirsek öğretmenlerimizdir.
Şair David Whyte’ın dediği gibi:
“Yanlış bir yöne kararlılıkla ilerlemek, hiç ilerlememekten iyidir.”
Bir karar sizi beklediğiniz yere götürmeyebilir. Ama o karar sayesinde kim olduğunuzu, neye ihtiyaç duyduğunuzu ve neyi artık istemediğinizi keşfedersiniz. Ve bu da en az başarı kadar değerlidir.
Peki ya başarısızlığa olumsuz bir anlam yüklemeyi bıraksaydınız? Onu sadece bir bilgi, bir geri bildirim olarak görseydiniz?
Ya korkuya da aynı gözle baksaydınız? Eğer korku sadece “önemli bir şey söz konusu” demek olsaydı…
O zaman hangi kararı alırdınız?
Hangi sıçramayı yapardınız?
Eğer siz de korkuya rağmen adım atmakta zorlanıyorsanız, “Bir nokta ile başlamak” yazım size iyi gelebilir. Bazen büyük değişimlerin yolu, tek bir küçük noktadan geçer.



Yorumlar