top of page

Yeniden başlamak sıfırdan başlamak demek değildir

Bu hafta, Y Des Femmes de Montréal ve Fondation Lise Watier iş birliğiyle yürütülen kadın girişimciliği geliştirme programında verdiğim bir atölyenin ardından, aklıma düşen bir konu üzerine yazmak istedim.

 

Programa, kendi işini kurmak isteyen ya da henüz başlangıç aşamasında girişimleri olan yaklaşık 20'nin üzerinde kadın katılıyordu.

 

Atölye boyunca katılımcıların hem iş fikirlerini hem de bugüne kadar geldikleri yolları dinleme fırsatım oldu.

 

Hikayeler anlatılırken sürekli tekrarlanan bir yargıyla karşılaştım:

Yeni bir iş kurmak için her şeye sıfırdan başlamak gerektiği düşüncesi.


Yeniden başlamak neden bu kadar korkutucu?

 

Yeniden başlama fikriyle ilgili en büyük yanılgılardan biri, geçmişi tamamen silmemiz gerektiğini düşünmektir.  


Oysa aslında hiç birşeye hiçbir zaman sıfırdan başlamayız.

 

Hayat doğrusal bir çizgi değildir; tek yönlü bir yol hiç değildir.



Aslında hiçbir şeye sıfırdan başlamıyoruz


Bugüne kadar yaşadığımız her deneyim, edindiğimiz her beceri, öğrendiğimiz her ders kim olduğumuzu şekillendirir.

 

Ve biz, tüm bunları bir sonraki adımımıza farkında olsak da olmasak da beraberimizde taşırız.


Geçmiş deneyimler nasıl yeni bir yola dönüşür?


Emily'nin Hikayesi


Workshop katılımcılarından Emily’nin örneğinden bahsetmek istiyorum.

 

Emily, iç mimarlık alanından bağışlanan mobilyalarla; şiddetten kaçmak zorunda kalan kadınlar ve çocuklar için güvenli, iyileştirici yaşam alanları oluşturan bir girişimin kurucusu.

 

Onu bu noktaya getiren yol düz bir çizgi değil. Kariyerine çocuk koruma alanında çalışan bir sosyal hizmet uzmanı olarak başlamış.

 

Yaptığı işi anlamlı bulsa da, zamanla yaşadığı tükenmişlik onu iç mimarlık eğitimi almaya yönlendirmiş. Bu süreçte yaratıcı tarafını keşfetmiş.

 

Yıllar sonra sosyal hizmet alanına geri döndüğünde, iki farklı deneyimin birleştiği yeni bir bakış açısı kazanmış.

 

Acil barınma koşullarındaki birçok ailenin, boş ve güvensiz evlerde yaşamak zorunda kaldığını; bunun da travmadan iyileşmeyi zorlaştırdığını fark etmiş.

 

Kendi evini sınırlı bir bütçeyle döşeme deneyiminden yola çıkarak kendine şu soruyu sormuş:

“Bunu birlikte çalıştığım aileler için de yapamaz mıyım?”

 

Bu soru, sosyal hizmet bilgisini ve tasarım becerilerini bir araya getirdiği girişimin temelini oluşturmuş.

 

Emily’nin hikayesi şunu çok net hatırlatıyor:

Yeniden başlamak, geçmişi silmek değil; onu dönüştürmektir.



Florence'ın hikayesi


Bir diğer güzel örnek ise girişimcilik programının eski katılımcılarından Florence'a ait.

 

Florence, sınıf içinde verilen eğitimi okul dışına taşıyan; açık hava aktiviteleriyle Ulusal Müfredatı bir araya getiren bir girişimin kurucu ortağı.

 

Geliştirdikleri programlar, eğitimi sınıfla sınırlı tutmadan; öğrencilerin katılımını artıran, öğretmenleri destekleyen ve öğrenmeyi daha canlı hale getiren bir yaklaşım sunuyor.

 

Florence öğretmenlik kariyerinde bir noktada artık büyümediğini hissetmiş. Yeni fırsatlara bakmaya başladığında ise, öğretmenlik diplomasının onu ilgilendiren birçok rol için “yeterli” görülmediğini fark etmiş.

 

İşte tam da bu noktada, başka bir iş aramak yerine, kendi bildiği yerden yeni bir yapı kurma fikri kafasında şekillenmeye başlamış.

 

Eski bir meslektaşıyla yaptığı bir kahve buluşması sonrasında bu fikir netleşmiş.

 

Florence ve iş ortağı Jenny, öğretmenlik deneyimlerini ve doğayla kurdukları bağı bir araya getirerek; hem öğrencilerin hem de eğitimcilerin ruhsal ve zihinsel dayanıklılığını destekleyen, okul dışında ve doğada uygulanabilen öğrenme programları geliştirmişler.


Cordelia'nın hikayesi


Cordelia’nın hikâyesi ise dışarıdan bakıldığında en “radikal” değişim gibi görünebilir.

 

Yüksek öğrenim gördüğü alandaki işini bırakıp kuaförlük sertifikası almış ve kendi salonunu açmayı planlıyor.


Kağıt üzerinde bakıldığında bu, sıfırdan başlamak gibi durabilir. Ama perde arkasında durum hiç de öyle değil.


Önceki kariyerinden getirdiği proje yönetimi, iletişim ve organizasyon becerileri; işini yapılandırmasında, müşteri ilişkilerini kurmasında ve süreci yönetmesinde belirleyici bir rol oynayacak.



Kariyer değiştirirken kendine sorman gereken sorular


Tüm bu hikayeler şunu gösteriyor:

Yeniden başlamak, geçmişi silmeyi gerektirmez.

 

Aksine, kazanılan becerileri, deneyimleri ve ilgileri yeni şekillerde bir araya getirmek son derece değerlidir.


İlk bakışta “alakasız” görünen şeyler, çoğu zaman en değerli kaynaklara dönüşür.

 

Ve kariyer geçmişimizdeki doğrusal ilerlemeyi takip etmek bir zorunluluk değildir.

 

Genelde en tatmin edici geçişler, kendimizi sadece meslek ünvanlarımızla değil, bir bütün olarak gördüğümüzde ortaya çıkar.

 

Bu noktada yolu daha net görmeye başlamak için şu sorular üzerine düşünmek işe yarayabilir:

Neyi gerçekten iyi yapıyorum?

Yaparken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğim şey nedir?

Bana doğal gelen, zorlanmadan yaptığım neler var?

İnsanlar bana en çok ne için teşekkür ediyor?

 

Kendinin tüm parçalarına aynı anda alan açtığında, sahip olduğun yeteneklerle dünyada ne üretmek istediğin arasındaki bağlantılar yavaş yavaş görünür olmaya başlar.


Ve yeni ihtimaller, tam da bu kesişim noktalarında ortaya çıkar.

 

Son bir not olarak da şunu düşmek isterim:

İçinden gelen o küçük ilham kıvılcımlarını ciddiye almak önemli.

 

Emily, “Bunu birlikte çalıştığım aileler için de yapamaz mıyım?” sorusunu önemsememiş olsaydı, bugün girişimi hiç var olmayacaktı.


Çoğu zaman bizi en anlamlı katkılarımıza götüren şeyler, yüksek sesle bağıran fikirler değil; sessizce içimize düşen o çağrılar olur.


Yorumlar


bottom of page