top of page

Üretkenlik yarışı: Kendimiz için daha insancıl bir yol var mı?

Güncelleme tarihi: 4 Ağu

Üretkenlik Nedir ve Neden Yanıltıcı Olabilir?


Günümüzde bize sürekli daha üretken olmamız, her anımızı en verimli şekilde değerlendirmemiz ve adeta bir makine gibi çalışmamız gerektiği söyleniyor. Sosyal medyada üretkenlik artık popüler ve havalı bir konu haline geldi.


Başarıya ulaşmanın yolu olarak, günümüzü baştan sona sistematik bir düzene oturtmamız gerektiği fikri dayatılıyor. Sabah buz banyoları, esneme hareketleri, Pomodoro teknikleri, günlük yazma ve düşünme alışkanlıkları…


Üretkenlik ve iş-yaşam dengesi arasında seçim yapan bir kadın.

Bu yöntemlerin bazıları iyi mi? Evet, kesinlikle.

Ama bu gerçekten başarıya giden yol mu? Bence hayır!


Geçmişte çalıştığım şirketlerde, danışmanlık verdiğim markalarda, hem Türkiye’de hem de New York, San Francisco, Montreal gibi şehirlerde içinde bulunduğum birçok girişimcilik ortamında, üretkenliği maksimuma çıkarmaya olan saplantıya defalarca bolca tanık oldum.

 

Zaman içinde gördüm ki, bu amansız verimlilik çabası tükenmişliğe, yaratıcılığın azalmasına ve en önemlisi, hayatımızdaki gerçekten değerli şeylerle – ailemizle, kişisel yaşamımızla ve ruhumuzu besleyen her şeyle – bağımızın zayıflamasına yol açıyor.

 

Peki, başarının bedeli bu mu olmalı? Daha fazlasına ulaşmak için refahımızı, sevdiklerimizi ve yaşamdan aldığımız keyfi feda etmek zorunda mıyız?

 

Bence hayır. Başka bir yol var. Belki ilk bakışta çelişkili görünebilir, ancak insan ihtiyaçlarını ve iş-hayat dengesini merkeze alan bir yaklaşım mümkün.


Verimlilik ve Rahatlama Arasında Denge Kurmak


Verimli olmak, sürekli daha fazla çalışmak ya da her boş anı doldurmak demek değildir. Asıl mesele, en önemli şeylere odaklanmak ve bunu bilinçli bir şekilde yapmaktır. Gerçek verimlilik, tüm işleri yetiştirmeye çalışmak değil, doğru işleri seçmektir.

 

Verimli çalışmak, saatlerce masaya zincirlenmek değil, zamanınızı gerçekten değerli olan işlere ayırmak ve günü kapatabilmektir.

 

Peki ya gece boyunca çalışarak kendimizi yıpratmak yerine, dinlenip yenilenerek daha güçlü bir şekilde geri dönsek? Hangisi uzun vadede bizi daha ileriye taşır?


İnsancıl Bir Çalışma Yaklaşımı Nasıl Benimsenir?


Boş zaman bir lüks değil, herkes için temel bir ihtiyaçtır. Deneyiminiz, unvanınız ya da işinizin büyüklüğü fark etmez; dinlenmeye ve yenilenmeye herkesin ihtiyacı vardır.


Kendimize gerçekten rahatlamak ve zihnimizi tazelemek için zaman tanımazsak, nasıl yaratıcı olabiliriz? Nasıl derinlemesine düşünebilir ve gerçekten üretken olmayı bekleyebiliriz?

 

Sonuçta biz makineler değiliz. Dinlenmeye, yenilenmeye ve bizi mutlu eden şeylerle bağ kurmaya ihtiyacı olan insanlarız. Öyleyse neden kendimizi sürekli tüketmek için programlıyoruz?


Aile ve Dostlarla Bağlantı


Ailemizle ve dostlarımızla zaman geçirmek bir zayıflık değil, aksine en büyük gücümüzdür. Çünkü bu anlarda sevgi, destek ve hayatta bizi motive eden gerçek bağı buluruz.


Peki, en değerli ilişkilerimizi yıpratarak elde edilen bir başarı gerçekten tatmin edici olabilir mi? İşimizin peşinden koşarken sevdiklerimizden uzaklaşmak, sonunda elde ettiğimiz başarıyı anlamlı kılar mı?


Bence gerçek başarı, sadece işte değil; hayatın tüm alanlarında dengeli ve tatmin edici bir yaşam inşa etmekte yatıyor.


Gerçek Başarı: Daha Fazla Çalışmak mı, Daha İyi Yaşamak mı?


Durmaksızın üretken olmamızı öğütleyen bu kültür sadece yanıltıcı değil, aynı zamanda zarar verici.


Artık bu viral çılgınlığa meydan okuma ve iş ile hayata daha insancıl bir yaklaşım getirme zamanı geldi. Gerçek başarı, sadece daha fazla iş yapmak değil; doğru işleri, doğru enerjiyle ve doğru nedenlerle yapabilmektir.


Çoğu zaman o kadar büyük bir koşuşturmanın içinde kayboluyoruz ki, başarıyı neyin gerçekten tanımladığını unutuyoruz. Peki, başarıyı sadece maddi kazanımlarla değil; refahımızı, ilişkilerimizi ve ruhumuza iyi gelen şeyleri içeren daha bütünsel bir bakış açısıyla yeniden tanımlayabilir miyiz?


Bence yapabiliriz. Ve yapmalıyız.


Üretkenlik makineleri olmamız gerektiği fikrinden sıyrılıp, dinlenme, rahatlama ve anlamlı bağlantılar kurma gibi insani ihtiyaçlarımızı kucaklayarak başlayalım.


Bunu yaptığımızda, hem işte hem de hayatta daha tatmin edici, daha sürdürülebilir ve daha anlamlı bir yol inşa edeceğimize inanıyorum.


Bu sadece iş yapmanın farklı bir yöntemi değil, daha insancıl bir yaşam sürmenin de anahtarı.

Ve bu, "Keşke mümkün olsa" diyebileceğimiz bir hayal değil—gerçekten hayati bir ihtiyaç.


Kendi Kurallarını Koyma Zamanı!


Eğer siz de üretkenlik yarışında kendinizi tükenmiş hissediyorsanız, artık kendi kurallarınızı koymanın zamanı geldi. 'Kendi İşinin Patronu Ol' girişimcilik eğitimiyle kendi işinizi kurup, daha insancıl bir çalışma ve yaşam dengesi oluşturabilirsiniz.



 
 
 

Yorumlar


bottom of page