top of page

Her şeye şükretmek zorunda değilsin

Güncelleme tarihi: 17 Kas

İnsanlara ne kadar minnettar olmaları gerektiğini söylemek son yıllarda inanılmaz popüler hale geldi.

 

Kariyerinde sıkıştığını söylediğinde hemen, “Senin işin için neler vermezler” cümlesi gelir.

İlişkinde bir şeylerin eksik hissettirdiğini anlattığında, “Yine de elindekinin kıymetini bil” nasihatini alırsın.

Hayatının daraldığını, genişlemek istediğini söylediğinde ise seni pek tanımayan biri bile “Bir şükür günlüğü tut, iyi gelir” demeye hazırdır.

 

Şükret. Minnettar ol. Güzel olana odaklan. Sahip olduğun her şeyi saymayı unutma.

 

Ve tüm bunlara rağmen hala mutsuzsan?

Artık o da senin problemin sayılır.


Göz maskesiyle gülümseyen kadın; zorla pozitiflik ve minnettarlık baskısını simgeleyen metaforik görsel.

İçi boşaltılmış minnettarlık nasıl bir baskıya dönüşüyor?


Bu içi boşaltılmış minnettarlık, özellikle hayattan daha fazlasını isteyen insanlar için çoğu zaman bir baskıya, hatta bir susturma aracına dönüşüyor.

 

Minnettarlık bir duygu olmalı; bir görev değil. Bencil, nankör ya da kusurlu görünmemek için sergilediğin bir “performans” hiç değil.

 

Ama yine de performans sergiliyoruz:

  • Her sabah defterlere minnettar olduğumuz şeyleri yazıyoruz.

  • Partnerimizle yatmadan önce şükrettiğimiz üç madde sayıyoruz.

  • Sosyal medyada “şükürler olsun” içerikleri paylaşıyoruz.

 

Ama şu bir gerçek ki bazen minnettarlık bir kafese dönüşüyor.

 

Seni tüketen bir işe “şükret” dendiğinde, o şükür seni orada tutuyor.

Seni yalnızlaştıran bir ilişkide “kıymet bil” beklentisi, o ilişkiden gitmeyi imkansızlaştırıyor.

 

İnsanlar sana, istediklerine değil de sahip olduklarına odaklanmanı söylediğinde, minnettarlık harekete geçmemenin gerekçesi oluyor.


Gece geç saatlerde bilgisayar başında çalışan kadın; kurumsal tükenmişlik ve duygusal yorgunluk hissi.

Sahte şükür listeleri


Kurumsal hayatımın son iki yılında, işimden nefret ederken bile her sabah minnettar olduğum şeyleri zihnimde sıralıyordum.


İşimin olmasına, kazandığım paraya, unvana “şükrediyordum.” Sonra işe gidip hiçbir şey hissetmiyordum.


Şükrün dolduramadığı dev bir boşluk…

 

Minnettarlık beni mutlu etmiyordu. Sadece mutsuz olduğumu açıkça söylememi geciktiriyordu.

 

Oysa gerçek minnettarlık, seni mutsuz eden şeylere kendini zorla minnettar hissetmekten gelmiyor. Gerçekle yüzleşmekten geliyor.


İşe yaramayan bir şeyden uzaklaşıp, işe yarayan bir şeye doğru adım attığında ortaya çıkıyor.

 

Kurumsal hayatta gece yarısı çalan telefonlar, bitmeyen mailler, sahte ilişkiler, gizli ajandalar derken içim tamamen boşalmıştı. Ve hiçbir şükür pratiği bunu onaramazdı.

 

Harekete geçebilmek için gerçekten yetinmemeye cesaret etmem gerekiyordu.


Gün batımına doğru yürüyen kadın silueti; beklentilerden özgürleşme ve kişisel dönüşüm teması.

Kendine dürüst olmak


Bugün yaşadığım hayat ve kendi işime sahip olmakla ilgili minnettar olduğum birçok şey var. Ama memnun olmadıklarımı da açıkça söylemekten çekinmiyorum.

 

Çünkü bence hayatına gerçekten minnettar olan insanlar, önce kendilerine karşı dürüst olmaya cesaret edenlerdir.

 

“Sözde iyi görünen” ama içten içe tüketen şeyleri bırakıp, gerçekten değiştirmeye başlayanlardır.

 

Sana sürekli işine, hayatına, konumuna “şükret” diyenler ise çoğu zaman hiç risk almamış olanlardır.


“Rahat durumunun kıymetini bil” diyenler, değişimden en çok korkanlardır.


Senin tatminsizliğin onların seçimlerini sorgulatır — bu yüzden senin yerinde saymanı isterler.

 

Belki artık onlar için rol yapmayı bırakmanın zamanı gelmiştir.

 

Kendine biraz yetinmeme izni vermenin.

Biraz daha fazlasını isteme izni vermenin.

Gerçeklere dürüstçe bakma izni vermenin.


Minnettarlık baskısı nedir?

Minnettarlık baskısı; kişinin mutsuz olduğu durumlarda bile şükretmeye zorlanması, duygularını bastırmaya teşvik edilmesi ve gerçek ihtiyaçlarını ifade edememesidir.



Yorumlar


bottom of page