Küçük denemelerle iş kurmak
- Deniz Sezen

- 26 Tem
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 Ağu
Girişimcilik yolculuğumun başında tek bir fikrim vardı ve ona sıkı sıkıya sarılmıştım. O fikrin beni başarıya götüreceğine, her şeyi değiştireceğine inanıyordum. Başka hiçbir senaryo düşünmüyordum.
Ama zamanla tek bir fikirle yola çıkmanın yetmediğini öğrendim. Ve hatta çoğu zaman o fikir, sandığın kadar sağlam temellere de dayanmıyor.

Her fikir doğru fikir olmayabilir
Çünkü en başta ne kadar araştırma yaparsan yap, müşterilerin o fikri gerçekten isteyip istemediğini bilemezsin.
Ürünü hayata geçirip sürdürülebilir hâle getirip getiremeyeceğini, hatta zamanlamanın doğru olup olmadığını bile tam olarak kestiremezsin.
Ama birçok girişimci gibi ben de ilk adımda tüm enerjimi o tek fikre verdim.“Ya tutarsa”ya çok fazla inandım.
Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki bu aslında çok büyük bir riskti.

Küçük denemelerin gücü
Zaman içinde başarılı girişimcilerin tek bir fikre yada ürüne sıkı sıkıya sarılmaktansa, farklı yolları deneyerek neyin işe yaradığını keşfetmeye odaklandıklarını gördüm. Küçük denemeler yaptıklarını.
Büyük paralar yatırmadan, yıllar harcamadan önce küçük testlerle fikirlerini sınıyorlar. 5000 dolarlık projeler yerine, 500 dolarlık minik adımlarla başlayıp bir haftada geri bildirim alıyorlar.
Bu yaklaşımın arkasında hızın, mükemmelliği çoğu zaman mükemmelliği yendiği gerçeği var.
Örneğin hızlıca bir fikri ortaya koyduğunda, neyin işe yaramadığını günler içinde öğreniyorsun. Kötü giden bir şeyi hızlıca değiştirebiliyor, yönünü yeniden çizebiliyorsun.
Ve en önemlisi, “bu kadar emek verdim, bırakamam” hissine kapılmadan yoluna devam edebiliyorsun.
Bu süreçte yavaş yavaş işe yarayan ve yaramayan şeyleri fark etmeye başlıyorsun. Üç, dört farklı fikir denediğinde, insanların neye gerçekten tepki verdiğini daha net görüyorsun.
Fiyatlama, mesaj dili, ürün özellikleri gibi detaylar artık tahmine göre değil, gerçek geri bildirime dayanarak şekilleniyor.

Doğru olanı bulmanın yolu: Denemek
Bugün geriye dönüp baktığımda, “başarısız” dediğim her küçük girişim aslında beni bir sonrakine daha yaklaştırmış. Benim için doğru olanı bulmamı sağlamış.
Başta insan neye odaklanması gerektiğini tam olarak bilemiyor. Adım attıkça, denedikçe şekilleniyor her şey. Küçük adımlarla, düşük maliyetle, gerçek geri bildirimle.
Çünkü bir fikri büyütmenin en sağlıklı yolu, onu önce gerçeğe yaklaştırmaktan geçiyor. Ufak bir adımla, düşük maliyetle, küçük bir grupla…
İnsan en doğru geri bildirimi masa başında değil, sahada alıyor. Başarı da çoğu zaman ilk fikirden değil; denemekten, yanılmaktan ve pes etmemekten doğuyor.
Yani...Küçük başlamak bir eksiklik değil, bir stratejidir. Ve küçük denemeler yaparak, hayalini bile kurmadığın kapıları açabilirsin.



Yorumlar