İzin almadan başlamak
- Deniz Sezen

- 11 Ağu
- 2 dakikada okunur
Kendi işimi kurup New York’a taşındığımda, sürekli alışveriş ettiğim manavın sahibi Yunanlıydı. İki bina ilerideki çamaşırhanenin sahibi ise Çinli bir kadındı. Eşimin, bizim alışık olduğumuz “tipik erkek berberi” diye gittiği o kuaför ise bir Boşnak’a aitti.
İlk başta bunu çok doğal bulmuştum. Sonuçta New York, dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biriydi. Farklı milletlerden insanlara her yerde rastlıyor olmam normaldi.
Ama Amerika ve Kanada’da yıllar geçirdikçe, farklı şehirleri de gördükçe şunu anladım: İşletme sahibi olmak demek, göçmen olmak demekti. Sıfırdan bir şeyler kuranlar hep göçmenlerdi.

İstatistiklere göre, göçmenlerin ABD doğumlulara göre iş kurma olasılığı neredeyse 2 kat daha fazla. Nüfusun yalnızca %14’ünü oluştursalar da, girişimcilerin %21’inden fazlasını göçmenler oluşturuyor.
Google’dan Microsoft’a, birçok dev şirket bir göçmen ya da göçmen çocuğu tarafından kuruldu ya da yönetiliyor. Bugün Amerika’daki milyarderlerin üçte biri başka bir ülkede doğmuş. Kendi servetini yaratan kadın girişimcilerin çoğu da göçmen ya da göçmen çocuğu.
Bu başarıların arkasında bir gizem yok.
Geleneksel yollar sana kapalı olduğunda, başka bir yol buluyorsun.
Diploman geçerli sayılmadığında ya da aksanın ciddiye alınmadığında, izin beklemeyi bırakıyorsun.
Göçmenler girişimci oluyor çünkü diğer kapılar onlara hiç açılmamış oluyor.
Onlar da “Neden ben olmayayım?” diyorlar.

Araştırmalar da bunu doğruluyor. Göçmenler daha fazla iş kuruyor, daha hızlı büyüyor. Ve bu bir tesadüf değil; kaynak yaratmayı, dayanıklılığı ve vazgeçmemeyi öğrendikleri için bunu başarıyorlar.
Göçmenler, yabancı bir ülkede, tanımadıkları bir sistemin içinde, çoğunlukla çevreleri ve sermayeleri olmadan bir şeyler inşa ediyorlar. Kendi ülkelerinde kalıp da yapmadıkları şeyi, konfor alanından çıkınca denemeye karar veriyorlar.
Burada herkes için bir ders olduğuna inanıyorum.
Hepimizin içinde var olan ama belki de bastırdığımız o kıvılcımı, ideal koşullar oluşunca değil — karar verdiğimizde harekete geçiriyoruz.
Çünkü hayatımızı yeniden kurmak, daha iyi bir yaşama sahip olmak için mutlaka başka bir yol buluyoruz.
Ve üstelik bunun için hiç kimseden izin almamız da gerekmiyor.



Yorumlar