İş fikrim var ne yapmalıyım?” demeden önce
- Deniz Sezen

- 1 Şub
- 3 dakikada okunur
Başlanmayan hayaller ve işe nereden bakmak gerektiği üzerine...
Bazı sohbetlerde, özellikle konu hayallere geldiğinde, ağzımdan hep aynı cümle çıkıyor:
“Bir gün, Ege’de bir yerde, küçük bir kitap-kafe açsam keşke.”
İçinde kitapların olduğu, dostların uğrayıp çıktığı, mis gibi kahve ve kek kokan bir yer.
Ahşap merdivenlerle çıkılan küçük bir asma kat.Sokağa bakan birkaç masa.
Haftada birkaç gün açık, mahallenin buluşma noktası gibi bir mekan.
Bu anlatım herkesi gülümsetiyor. Beklenmedik, ortamı yumuşatan bir hayal.
Kitapçıların birer birer teknoloji mağazalarına dönüştüğü bir dünyada kitap-kafe hayali kurmak biraz romantik, biraz naif duruyor belki de.
Ama işin tuhaf tarafı şu:
Bu fikir üzerinde gerçekten düşünüyorum.
Ortamı yumuşatsın diye anlatmıyorum.
Bu, en az on beş yıldır kafamda taşıdığım bir hayal.
Ama yine de bu hayalden hiçbir zaman ciddi ciddi bahsetmiyorum.

Ciddiye alınca gelen sorular
Çünkü ciddiye alırsam, birinin doğru soruları sorması kaçınılmaz gibi geliyor:
“Peki Deniz, mekanında ne tür kahveler olacak?”
“Yiyecek-içecek olarak ne sunacaksın?”
“Ege’de tam olarak nerede açmayı düşünüyorsun bu kafeyi?”
Ve o zaman bazı şeyleri itiraf etmem gerekecek.
Ben servis sektörünü hiç deneyimlemedim.
Profesyonel bir kahve makinesi kullanmadım.
Sabit bir mekana bağlı olmanın bana iyi gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.
Üstelik şu an Türkiye’ye geri dönmek gibi bir planım da yok.
Ayrıca en yakın arkadaşlarımdan birinin Mayadan Tatlar adlı butik bir fırını var.
Aşırı lezzetli ekşi mayalı ekmekler, simitler, kurabiyeler, kekler yapıyor.
Ben de bu tarz bir işin ne kadar emek, zaman ve fiziksel güç gerektirdiğine çok yakından şahit oluyorum.
Yıllarca bilgisayar başında çalışmış biri olarak, bambaşka bir tempoya sahip bir işe girmenin bana gerçekten uygun olup olmadığından da emin değilim.
Hayali hafifletmenin güvenli yolu
İşte tam bu yüzden bu hayali, laf arasında söylenen zararsız bir cümle olarak tutuyorum.
Gülümseten, sohbeti ilerleten bir anlatı.
Böylece kimse devamını sormuyor.
Ben de, daha neyi sevip sevmediğimi bile bilmeden bir kitap-kafe hayalinin ağırlığıyla yüzleşmek zorunda kalmıyorum.

Bitiş çizgisi yanılgısı
Bu konuda yalnız olduğumu sanmıyorum.
Pek çok insanın, ciddi ciddi dile getirmeye çekindiği benzer hayalleri var.
Bu durum hayallerin imkânsız olmasından değil, onlar için hiçbir adım atılmamış olmasından kaynaklanıyor.
Başlamamak, insana sanki o şeyi gerçekten istemediğinin ya da “bunu yapabilecek biri” olmadığının kanıtı gibi geliyor.
O yüzden hayaller ya gizli kalıyor ya da hafif, ciddiye alınmayan bir anlatıya dönüşüyor.
Ama o anlatının altındaki bitiş çizgisi çok net.Başarının nasıl görüneceğini, nasıl hissettireceğini biliyorsun.
Hayal edince, işi yapmadan, gelecekteki duygusal ödülü şimdiden almış gibi hissediyorsun.
Hayal ile gerçek arasındaki mesafe
Her geçen gün hayal ile gerçek arasındaki mesafe biraz daha açılıyor.
Mesafe büyüdükçe, hayali ciddiye almak zorlaşıyor.Zorlaştıkça da, onu hafifletmek kolaylaşıyor.
Bu da bir tür korunma.
Ciddiye almazsan, başarısız olman da gerekmez.
Evet, ahşap merdivenli, kahve kokulu bir mekan istiyorum.
Ama büyük hayalleri olan pek çok insan gibi, ben de yarışı koşmadan bitiş çizgisine varmak istiyorum.
Hayatımda hiç mekan işletmemiş biri olarak, şu anda olduğum yerden bakınca, bu hayal ile gerçek arasındaki mesafe beni felç edecek kadar büyük görünüyor.
Atacağım ilk adım, hayalin yanında o kadar küçük ki, zihnim hemen bahaneler üretiyor.
Bu yüzden hiç başlamıyorum.

Bu hayalle ilgili fark ettiğim şey
Bu hayal üzerine düşünüp dururken şunu fark ettim:
Belki hedefim bir gün kitap-kafe açmak değildir.
Belki hedefim, bu hayalin gerçekten bana ait olup olmadığını anlamaktır.
O yüzden kendime şunu soruyu sordum:
Bu hayalin en küçük, en iddiasız, en risksiz testi ne olabilir?
Sabit bir mekan açmadan.
Servis sektörünün bütün yükünü almadan.
Mesela kitapların ve sohbetin merkezde olduğu buluşmalar düzenlemek.
Sadece o atmosferin içinde bulunmak.
Yani hayali büyütmek yerine, onu günlük gerçekliğiyle denemek.
Bunu yaparsam, bir yıl sonra bir kitap-kafem olmayacak.
Ama çok daha önemli bir şeyi bileceğim:
Bu hayalin küçük bir parçası bile bana iyi geliyor mu, gelmiyor mu?
İş fikrini test etmeden önce kendine sorman gerekenler
Benim hayalim kitap-kafe. Ama seninki başka bir şey olabilir.
Belki yıllardır aklında dönen bir iş fikri.Belki “bir gün” diye ertelediğin bir yön değişikliği.
Kendine şu soruları sor:
Hayalinin beta versiyonu ne? Bitmiş hali değil. Utandırıcı derecede küçük ilk adım ne?
Seni gerçekten heyecanlandıran şey süreç mi, yoksa sadece sonuç mu?
Bu denemeden, şu anda bilmediğin neyi öğreneceksin?
Amaç hayali hızla gerçekleştirmek değil.Amaç, hayal kurmaktan çıkıp bilgi toplamaya başlamak.
Çünkü bazen en büyük ilerleme, hayalin bize gerçekten ait olup olmadığını dürüstçe anlamaktır.
Eğer bu yazı sende bir yere dokunduysa, her hafta benzer sorular etrafında düşünmeye devam ediyoruz.
Girişimcilik, iş fikri geliştirme ve “nereden bakmalı?” meselesine dairkısa, net ve acele etmeyen yazılarımı e-posta ile paylaşıyorum.



Yorumlar