top of page

“Gelecekteki Siz” Gelip Sizi Kurtarmayacak

Son bir yıldır kendi kendime, telefonumdaki fotoğrafları arşivleyip, albümlere ayırıp, telefonumda yer açacağımı söylüyordum.

 

Kış aylarında hava çok karanlıktı; “şimdi enerjim ve moralim yok” dedim.

Bahar geldi; “Kanada kışından sonra bahar gelmiş, evde oturup fotoğraf mı arşivleyeceğim?” diye düşündüm.

Yaz olunca Türkiye’ye gittik ve bırak telefonda yer açmayı, 17 bin fotoğrafa en az 2.000 tane daha ekledim.

Sonbahara geldiğimizdeyse işler iyice yoğunlaştı; “şimdi buna zaman ayıramam” bahanesi devreye girdi.

 

Geçenlerde depolama uyarısı bir kez daha karşıma çıkınca fark ettim ki ben o fotoğrafları asla düzenlemeyeceğim. Zamanım olmadığı için değil, gerçekten yapmak istemediğim için. Ama bunu kabul etmek kolay değildi.

 

O yüzden bir yıl boyunca, bir gün o telefonu “tertemiz” hale getirecek biriymişim gibi davranmayı seçtim. Kararımı sürekli ertelemek ise, işi yapmadan mevcut kimliğimi koruyormuşum gibi hissettirdi.


“Ertelemeyi nasıl bırakırım — zaman yönetimi ve karar verme üzerine bir yazı”


Erteleme hayatımızda nasıl ortaya çıkıyor?


Genelde kendimize yoğun olduğumuz için ertelediğimizi söyleriz. Ya da yorgunuzdur. Ya da doğru anı bekliyoruzdur.

 

Ama asıl meselenin bu olmadığını biliriz. Ama yine de bir şeyi yapmayacağımızı itiraf etmek zorunda kalmamak için ertelemeye devam ederiz.

 

“Bu hafta sonu fotoğrafları düzenleyeceğim” deyip sonra yapmadığımızda aslında iki seçeneğimiz vardır:

 

  1. Ya gelecek hafta yaparız,

  2. Ya da yapmayacağımızı kabul ederiz.


Bu rahatsız edicidir ve bir karar vermeyi gerektirir. Ama “kışın hallederim” dediğimizde karar vermek zorunda kalmayız. Hiçbir adım atmadan ve adım atmamanın ne ifade ettiğiyle yüzleşmeden kendimizi hala “bir gün o telefonu düzenleyecek biri” olarak görmeye devam ederiz.


Yani erteleme aslında kararın ta kendisidir, sadece bu kararı sahiplenmek istemeyiz.


Neden Sürekli Erteliyoruz?


İş kurmak isteyen bir arkadaşım var. Bir yılı aşkın süredir fikrini en iyi şekilde hayata geçirmek için çalışıyor. Olabilecek tüm kitapları okudu, bir sürü eğitim aldı, her görüşmemizde konuyu açıyor.

 

Ama işi hala kuramadı.

 

Geçen ay haberleştiğimizde “Son durum nedir?” diye sordum. “Artık sosyal medya hesabımı açıp içerik paylaşmaya başlıyorum,” dedi. Dün baktığımda, herhangi bir hesap ortada yoktu.

 

Aslında arkadaşımın işi kurmak için daha fazla bilgiye ya da zamana ihtiyacı yok. İşi kurduğu günden itibaren mükemmel işleyecek sistemi kuran birisi olmayı bekliyor. Ama bir türlü o istediği kişi olamıyor. O yüzden ertelemeye devam ediyor.

 

Her geçtiği gün sadece zaman kaybetmiyor, kendine olan güveninden de biraz daha kaybediyor. Üstelik her beklediği gün aslında onu işi kurmaktan bir adım daha uzaklaştırıyor.

 

Mesele sadece iş kurmak konusu değil elbette. Aynı kalıbı, zor konuşmalarda, önemli ama belirsiz kararlarda ve insanların yapmaları gerektiğini bildikleri ama “ileri bir zamana” itip durdukları değişimlerde de görüyorum.


“Ertelemeyi nasıl bırakırım — zaman yönetimi ve karar verme üzerine bir yazı”

Beklemenin Gizli Maliyeti


Benim de bir yıl boyunca erteleyip dururken anlamadığım bir konu daha vardı: O da bir şeyi ertelediğimde onu sadece ileri bir tarihe atmadığım, aynı zamanda durumu aktif biçimde daha da kötü hale getirdiğimdi.

 

Mesela zor bir konuşma yapmak gerekiyorsa, “Birlikte çalışma biçimimizde değişiklikler yapmamız gerektiğini düşünüyorum” diye iletişime başlanabilir.


Ama o başlangıcı yapmayıp da bir sene bekledikten sonra o konuşma yapılırsa diyalog artık şu hale gelir: “Neredeyse bir yıldır içten içe sana kızgınım, güvenim azaldı, bu böyle gitmez.”

 

Yani ertelediğimiz versiyon, neredeyse her zaman orijinalinden daha kötüdür.

 

Daha da önemlisi, “gelecekteki siz”in bununla başa çıkmak için kapasitesi de artmamıştır. Eğer şu anda o zor ve belirsiz şeyi yapabilecek kadar cesaretiniz ve enerjiniz varsa, büyük ihtimalle bu sizin sahip olacağınız en uygun andır.

 

Çünkü bir şeyi ne kadar uzun süre konforlu biçimde yapmaya devam ederseniz, onu değiştirmek o kadar zorlaşır.


Kendini kandırmayı bırakmak


Geçen ay fotoğrafları kendi başıma asla düzenlemeyeceğimi nihayet kabul ettim ve iCloud’da ekstra para ödeyerek kullanım alanımı genişlettim.


Ve yaparken de şunu düşündüm; o fotoğrafları asla düzenlemeyen ben, başka neleri de asla yapmayacak? Acaba başka neler hakkında kendimi kandırıyorum?

 

Tüm bu düşüncelerin sonunda her şeyi aynı anda yapacak biri olmadığımı kabul etmeye karar verdim. Uzun süredir aynı gün içinde hem işi, hem ev hayatını, hem anneliği, hem de sosyal hayatı dengelemeye çalışıyorum. Ama bazı günler bazen sadece birine yer açabiliyorum. Ve artık bunu yeterli görüyorum.

  

Günün sonunda o fotoğraflar için harcadığım 130 dolar bana sadece binlerce fotoğraflık alan açmadı. Aynı zamanda kim olduğum ve ne istediğim hakkında kendime yalan söylemeyi bırakmama da sebep oldu.


“Ertelemeyi nasıl bırakırım — zaman yönetimi ve karar verme üzerine 5 günlük karar çözümünü anlatan bir yazı”

5 Günlük karar kuralı: Ertelemeyi bitiren yöntem


Tüm bunların sonunda “yakında yaparım” dediğimi fark ettiğim şeyler için şöyle bir yöntem geliştirdim, sizinle de paylaşmak istiyorum:

 

1. Adım: 3 aydan fazladır ertelediklerinizi listeyin

“Yakında yaparım” deyip de hala takvimime koymadığınız her şeyi yazın. Burada aktif olarak üzerinde çalıştığınız projelerden bahsetmiyorum. Aklınızın bir köşesinde duran, sohbetlerde bahsettiğiniz ama bir türlü harekete geçmediğiniz konulardan bahsediyorum.

 

2. Adım: Rahatsız edici soruyu sorunHer madde için kendinize şunu sorun: “Bunu asla yapmayacağımı kabul edersem, bu benim hakkımda yüzleşmek istemediğim ne söyler?”

Cevabı yazın. İşte o cevap, gerçekten neden ertelediğinizi gösterecektir.

 

3. Adım: Önümüzdeki 5 gün içinde karar verin.İki seçeneğiniz var:

A) Önümüzdeki 5 gün içinde takvime koyun. Gerçekten yapmak istiyorsanız, önümüzdeki 5 gün içinde o işi yapın.

 

B) Yapmayacağınızı kabul edin. Yüksek sesle söyleyin: “Ben [şeyi] yapmayacağım.” Bu konu için bir çözüm üretin ya da tamamen konunun peşini bırakın. “Sonra yaparım” seçeneğini artık masadan kaldırın, çünkü biliyorsunuz ki “sonra” hiçbir zaman gelmiyor.


Son söz: “Gelecekteki Siz” gelmiyor


Nihayet telefonumdaki yer sorunu sonunda çözüldü. Ama asıl kazanım bu değildi.

 

Asıl kazancım Kıştaki Ben, İlkbahardaki Ben, Yazdaki Ben ve Sonbahardaki Ben’in farklı insanlar olmadığını sonunda kabul etmek oldu. Hepsi şu anki Ben, yani gerçekten yapmaya değer olana karar veren Deniz.

 

“Gelecekteki Siz”i, “Şimdiki Siz”in üstlenmek istemediği her şeye sınırsız kapasiteyle yetişecek biri gibi görmeyi bırakın. 


Ya şimdi yapın, ya farklı bir yol bulup yaptırtın, ya da yapmayacağınızı kabul edip konuyu bırakın.

 

O yüzden size 3 aydan fazladır ertelediğiniz tek bir şeyin ne olduğunu soruyorum?

 

Çünkü biliyorum ki bazen işin en zor kısmı, bu cevabı birine yüksek sesle söylemektir.



Yorumlar


bottom of page