Kurumsal hayattan girişimciliğe geçiş: Kimsenin bahsetmediği gerçekler
- Deniz Sezen

- 16 Ağu
- 5 dakikada okunur
Geçen haftalarda uzun yıllardır kurumsal hayatta çalışan bir arkadaşımla sohbet ettim. Çalıştığı şirketten ayrılıp, kendi işini kurmak istediğini söyledi ve bana başarılı olmak için nasıl bir zihniyet değişimine ihtiyacı olduğunu sordu.
Konuşmamız bittikten sonra konu aklıma takıldı ve üzerinde düşünmeye başladım. Arkadaşım bana içilecek sihirli bir hapla hemen diğer tarafa geçmenin yolunu sormuştu ve basit bir cevap arıyordu.
Ama cevap maalesef ki o kadar basit değildi.
Gerçek şu ki, kurumsal işinden ayrılıp kendi işine sahip olmak sadece bir zihniyet değişikliği ile değil; kurumsal hayatta öğrendiğin her ne varsa onları zihninden tek tek söküp atarak gerçekleşiyor.
Ve bu, yapılması söylenmesi kadar kolay olmayan bir şey.

Kurumsal programlama
Uzun yıllar pazarlama ve reklam alanında, hem kurumsal şirketlerde hem de ajanslarda çalıştım. Rekabetçi kurumsal hayatın tam göbeğinde, tüm gerçeklerini gördüm, deneyimledim. Ve farkında olmadan bu düzenin kurallarına göre yaşamaya başladım.
Mesela kurumsal yaşam şekline göre hayatta başarı, çoğunlukla belirli hedefleri tutturmak ve terfi etmek demekti. Bir de “meşgul görünmek” çok önemliydi.
Çalıştığım şirketlerin çoğunda mesai yapmak adı konulmamış bir zorunluluktu. Ofiste kalmadığım durumlarda da gittiğim yere ofisi taşımakla ve istenen tüm taleplere, açılan tüm telefonlara, atılan tüm maillere cevap vermekle yükümlüydüm.
Bu herkesin şikayet ettiği ama bir yandan da kabul ettiği bir gerçekti. Yani ya bu deveyi böyle güdüyordun ya da bu diyardan gidiyordun.
Ben de bu diyarı terk edip, kendi işimi kurmaya karar verdiğimde, tüm bu kurumsal düşünce yapısını geride bırakacağımı ve beni başarılı kılacak yeni bir zihniyetin kendiliğinden geleceğini düşünüyordum. Sonuçta ortam değişirse düşünce şeklim de değişirdi, değil mi?
Yanılmışım. Kendi adıma deneyimim bambaşka oldu. İlk yılımı neredeyse kurumsal hayatımı kendi işimde yeniden yaratmaya çalışarak geçirdim. İki kişilik işimizde sürekli toplantı düzenlemeler, proje yönetim sistemleri kurmalar ve hiç gerek yokken uzun mesai saatleri yapmalar…
Kurumsal hayattan girişimciliğe geçiş
Girişimcilik yolculuğuna başlarken, insanın kafasına kazınmış kurumsal davranışları fark etmesi ve bunların çoğunun bu yeni düzende işe yaramadığını anlaması gerekiyor. Ve bana sorarsanız, ilk bırakılması gereken üç alışkanlık var.
1. Sürekli meşgul olmak ≠ Üretken olmak
Kurumsal hayatta meşgul görünmek neredeyse verimli olmak kadar önemliydi. Takvim doluysa önemlisin. Toplantıdaysan değerlisin ve çok iş yapıyorsun.
Ama girişimcilikte sürekli meşgul olmak ilerlemenin düşmanıdır. Zamanı doldurmak değil, işini ileri taşıyacak asıl işe odaklanmak önemlidir.
2. Her şey için izin almak
Kurumsal hayatta yeni bir yöntem denemek mi istiyorsun? Bir onay zincirinden geçmen gerekir. Cuma günü izin almak mı istiyorsun? Form doldur. Erken çıkmak mı? “Öğleden sonra çevrimiçi olacağım” diye haber ver. Yoksa değerli görünmezsin, işini iyi yapmadığını düşünürler.
Kendi işinde ise kimseden izin almazsın. Bu kulağa harika gelse de bazen felç edici de olabiliyor. Patron yok diye etrafına bakıp başka birinden onay beklemeye başlayabilirsin — ortağın, arkadaşın, ailen ya da akıl aldığın birisi. Gereksiz bir onay arayışına girersin.
3. Daha fazla kaynak ≠ Daha iyi sonuç
Kurumsal hayatta her sorunun çözümü “daha fazla”ya sahip olmaktır. Daha fazla insan, daha büyük bütçe, daha çok zaman.
Girişimcilikte ise herşey sınırlıdır. Fazla para ya da ekip yok diyerek duramazsın, düşünerek, yaratıcılığını kullanarak ilerlersin. Ve hatta eğer kafa yapını değiştirebilirsen, çoğu zaman bu kısıtlamalar yaratıcılığı tetikler ve daha iyi sonuç almaya başlarsın.

Tam Zihniyet Değişimi
İlk işimi kurduğumda, birinin bana “doğru yapıyorsun” demesini bekliyordum. Performansım nasıl? Kimden onay alacağım? Sanki biri beni “Kıdemli Girişimci” yapacak ya da hedeflerime ulaştığım için altın yıldız verecekmiş gibi.
Oysa kendi işini yaptığında en değerli onay, kendinden ve müşterinden gelir.
Ve gerçek değişim, artık bir kariyer inşa etmediğini fark ettiğinde olur. Sevdiğin bir iş üzerine kurulu bir hayat inşa edersin. Bu ikisi tamamen farklı projelerdir.
Kurumsalda ise kimliğin işine bağlıdır. Değerin maaşın ve unvanın ile ölçülür. İlerlemen terfilerle ve unvan değişiklikleriyle tanımlanır.
Girişimcilikte ise her şeyi sen tanımlarsın. Başarı nasıl görünür, ilerleme ne demektir, “yeterli” senin için nedir. İstersen işini büyütmek için yatırımcı ararsın, istersen tek başına solopreneur olarak devam edip, büyümemeyi seçersin.
Gelirin yaz aylarında düşer ve planını iyi yaptıysan bunun önemi olmaz. Seni performans değerlendirmesine sokacak kimse yoktur.
Bu özgürlük hem harikadır, hem de epey zorlayıcıdır.
Kimsenin bahsetmediği gerçekler
Kimse bu geçişin duygusal olarak epey çalkantılı olabileceğini bana söylememişti. Her yerde okuduğum girişimcilik hikayelerinde de kesinlikle bahsedilmiyordu bu konudan…
Dolayısıyla ben de önce suçluluk hissettim.
Salı öğleden sonra 2’de yürüyüşe çıktığımda.
Perşembe akşamı gece yarısına kadar çalıştığımda.
Yüksek fiyat talep ettiğimde (“Buna hakkım var mı?” diye düşünerek).
Düşük fiyat talep ettiğimde (“Kendimi ucuza mı satıyorum?” diye düşünerek).
Bu suçluluk, yıllarca bana ne zaman ve nasıl çalışacağımı söyleyen kurumsal reflekslerin geri dönme çabasıydı aslında.
Sonra her şeyi gereksiz yere karmaşıklaştırdım. Basit işlere karmaşık sistemler kurmaya, sayfalar dolusu Excel’ler hazırlamaya başladım. Önemsiz şeyler için “profesyonel” görünmeye uğraştım. Bu aslında eski kurumsal hayatımın bendeki yansımasıydı.
Ve kendimi başkalarıyla karşılaştırdım. Eski iş arkadaşlarım terfi alınca, “Acaba hata mı yaptım?” dedim. Başka girişimcilerin başarı hikayelerini okuyunca “Geri mi kaldım?” diye düşündüm.
Ama yıllar içinde anladım ki kimsenin her şeyi tamamen çözdüğü yoktu. Hepimiz yolda öğreniyorduk.

Girişimci zihniyetini oluşturmak
Bence zihniyet değişikliği, sürekli mucizevi çözümler gibi sunulan sabah rutinleri ya da kısa yollarla olmuyor. Küçük, günlük seçimlerle oluyor. Ve bazı konular hakkında en baştan düşünmeyi gerektiriyor.
Başarıyı yeniden tanımlamak
Kurumsalda başarı dışsal ölçütlerle gelir: Maaş, unvan, övgü. Girişimcilikte içsel ölçütlere dönersin: Projelerini seçme özgürlüğü, yaptığın işten tatmin olmak, yaşam tarzının sürdürülebilirliği, sevdiklerinle zaman, hobilerine vakit ayırabilmek. (Başarı tanımıyla ilgili başka bir yazım var, göz atmak istersen şurada)
Bunlar ölçmesi zor şeylerdir ama ulaştığında çok daha tatmin edicidir
Zamanı yeniden düşünmek
Artık 9-5 çalışmak zorunda değilsin. Meşgul görünmek zorunda değilsin. Gün ortasında ara verdiğini açıklamak zorunda değilsin.
Artık zaman senin dostundur; patronunun kaynağı değildir. Onu bilinçli kullanmak önemli hale gelir.
Parayı yeniden düşünmek
Kurumsalda gelirin öngörülebilirdir çünkü ne kadar çalışırsan çalış maaşın aynıdır. Girişimcilikte ise kazanacağın para değişken ve öngörülmezdir. Bu bir yandan ürkütücüdür ama bir yandan da oldukça özgürleştiricidir. Çünkü göstereceğin çaba çoğu zaman elde edeceğin sonucu doğrudan etkiler.
Kendini yeniden tanımlamak
Artık patronu olan bir çalışan değilsindir. Bir iş sahibisin, kendi işinin patronusun. İşin sadece sen ve bilgisayarın şeklinde de olabilir, yada 20 kişilik bir ekip de kurabilirsin. İstediğin gibi şekillendirmekte ve gerektiğinde değişiklikler yapmakta özgürsün.
Kestirme bir yol yok
Kurumsal hayattan girişimciliğe geçmenin kestirme yolu yoktur. Kurumsal kodlamayı bir gecede sökecek sihirli formül de bence henüz icat edilmedi.
Bu süreç, sana hizmet etmeyenleri bırakıp, işe yarayanları inşa etmekten ibarettir.
Bazen kendi kendine oyun oynuyormuş gibi hissedeceksin. Bazen garanti maaşın güvenliğini özleyeceksin. Bazen büyük bir hata yaptığını düşüneceksin. Bunların hepsi normaldir ve sürecin bir parçasıdır.
Gerçek değişim küçük adımlarla olur. Bir gün uyanırsın ve eski kurumsal hayatını haftalardır düşünmediğini fark edersin. Kararlarını kimseden onay almadan verdiğini görürsün. Salı öğleden sonranı özgürce geçirmek, aldığın en büyük terfiden bile daha değerli gelir.
Ve işte o zaman başardığını anlarsın.



Yorumlar