top of page

Bir türlü ulaşamadığınız o bitiş çizgisi: Hedonik koşu bandı nedir?

Güncelleme tarihi: 22 Ara 2025

Büyürken bize hep “büyük hedeflerin” peşinden koşmamız öğretilir.


Sürekli yükselmek, daha çok para kazanmak, en güzel evi satın almak ve en iyi arabaya binmek…


Peki o büyük hedeflere ulaştığınızda ne olur?


O hedefler büyür.


Beklediğiniz terfiyi alırsınız; birkaç ay sonra yıllardır istediğiniz o pozisyonu unutup bir sonraki adımı düşünmeye başlarsınız.


Maaşınız artar, ona alışır ve “Bir tık daha artsa her şey daha kolay olur” diye düşünürsünüz.


Hayalinizdeki eve taşınırsınız; birkaç yıl sonra daha büyük, daha yeni bir evin hayalini kurarken bulursunuz kendinizi.


Hedonik koşu bandını temsil eden koşuya başlama sahnesi

Hedonik koşu bandı nedir? (Hedonic treadmill)


İngilizcede bu duruma the hedonic treadmill, yani “hedonik koşu bandı” deniyor.


Bu koşu bandında hızlı hızlı koşarken “bir tane daha…” dediğimiz hedefin hep son olacağını sanırız.Ama başarılarımıza çok hızlı uyum sağladığımız için, o başarıların bize artık aynı mutluluğu vermediğini kısa sürede anlarız.


Bu duruma sadece kendimde değil, çevremdeki insanlarda da sıkça rastlıyorum.


Ve kendimizi paralasak da bu koşu bandında bir yere varamayacağımızı biliyorum. Çünkü bu bandın bitiş çizgisi, her adım attığınızda sizden bir adım daha uzaklaşıyor.


Hedonik koşu bandından nasıl çıkılır?


Bu koşu bandının dışına nasıl çıkılır diye uzun süredir düşünüyorum.

Ve her defasında aynı cevaba geliyorum:


Büyük hedeflerin peşinden gitmek yerine, her gün yapmaktan gerçek keyif alacağım bir şeye odaklanmak. Her gün severek çalışacağım bir iş yaratmak.


Elbette bu bir anda yapılacak bir dönüşüm değil.Hepimizin sorumlulukları, ödemeleri ve hayatı sürdürme kaygısı var.


Bir hayalin peşinden gitmek, çoğu zaman “her şeyi bir günde bırakmak” anlamına gelmiyor zaten. Ama bu, o ilk küçük adımı atmanıza engel değil.


Hedonik koşu bandından çıkmak için farkındalık çalışması yapan birinin yazma anı

Ben bu döngüden nasıl çıktım?


Ben yazmaya tamamen bu yüzden yöneldim: Süreci ve fikirlerimi paylaşmayı sevdiğim için — yoksa “bestseller” olmak için değil.


Eğitimlerimi ve atölyelerimi, geçtiğim yolları anlatmak ve kendi işini kurmak isteyen insanlarla tanışmak ve onlara destek olmak beni gerçekten heyecanlandırdığı için oluşturuyorum.


Yanlış anlaşılmasın; tüm bunları yaparken hiç hedefim yok demiyorum, çünkü hedef olmadan bir yere varılmıyor.

Ama amacım sadece büyük hedeflere ulaşmak değil.


Süreci, günlük adımları, tanıştığım insanları ve yarattığım değeri odağıma alıyorum.


Ve en önemlisi: Yaptığım şeylerden keyif alıyorum.

Böyle olunca da her şeyin daha kolay aktığını hissediyorum.


İşini severek yapan insanlar bana hep güven vermiştir. Ben de sevdiğim bir işi yaptığım için kendime artık daha çok güveniyorum.

Ve bu güven, işin kendiliğinden büyümesine, doğal bir akışa girmesine neden oluyor.


Hedonik koşu bandından inip ilk adımı atmayı çağrıştıran ‘start’ kupası

Eğer siz de bu döngüde sıkıştıysanız…


Yıllardır aklınızı kurcalayan o iş fikrine başlamak mı istiyorsunuz?

Hiç durmayın, deneyin.


Çünkü günlük süreçten keyif aldığınız bir işte daha istikrarlı çalışırsınız.

Sonuca odaklanmadığınızda daha yaratıcı riskler alırsınız.

Ve dünyaya daha açık ve merakla baktığınız için, daha önce göremediğiniz fırsatları fark edersiniz.


Böylece hem keyif alır, hem iş kurar, hem de hedonik koşu bandından inebilirsiniz.


Bitiş çizgisinin sürekli yer değiştirdiği bir hayatta, gerçek tatmin koşmayı bırakıp anlamlı adımları atınca başlıyor.

 

O yüzden o banttan inin. Sizin için değerli olan şeyi bulun.Ve keyifle o işe başlayın.

 

Sonuçlar zaten kendiliğinden gelecektir.




Yorumlar


bottom of page