top of page

Hazır hissetmeden başlamak: Netlik ne zaman oluşur?

Yılın bu zamanlarında bende her zaman aynı eğilimin yeniden ortaya çıktığını fark ediyorum.

Her şeyi netleştirme ihtiyacı.


Yeni yıla ‘tamamlanmış’ bir zihinle — netlikle, kesinlikle, her şeyi açıklayan bir planla girme arzusu.

 

Ama son yıllar — özellikle de bu yıl — bana şunu açıkça gösterdi ki hayattaki asıl dönüşümler, netlikten sonra gelmiyor.


Netlik, çoğu zaman ancak başladıktan sonra oluşuyor.


Hazır hissetmeden başlamayı anlatmak üzere kullanılan soyut kafasında fikirlerin uçuştuğu bir kadın illüstrasyonu

Netlik ne zaman oluşur?

 

Bu yıl yaşadığım asıl dönüşüm; büyük hamlelerden, cesur görünen kararlardan ya da kusursuz planlardan gelmedi. 


Kaçınmadığım rahatsızlıklardan geldi.

Konforlu hissettirmese bile bazı şeylerin içinde kalabilmekten geldi.

Hazır hissetmeden harekete geçip, yolda öğrenmekten geldi.


Olduğum yerde kalmanın daha kolay olacağı çok an vardı.

Beklemek daha mantıklı görünüyordu.

Biraz daha emin olana kadar…

Biraz daha toparlanana kadar…

Biraz daha “hazır” hissedene kadar…


Çünkü konfor böyle çalışır.

Seni korkutarak değil, ikna ederek olduğun yerde tutar.

Mantıklı cümleler kurar.

 

Zaman ister.

Şart ister.

Enerji ister.

 

Ve insan bu makul gerekçelerin içinde, fark etmeden beklemeyi bir alışkanlığa dönüştürür.


Beklemekle ilerlemek arasındaki fark


Beklemek çoğu zaman bir ara durum değildir.

Beklemek bir pozisyondur.


Ve hayat genelde şu seçimi önüne koyar:

Ya olduğun yerde kalırsın, ya da tam hazır hissetmeden evrilmeyi göze alırsın.

İkisini aynı anda yapamazsın.


Gerçek hayat “bir gecede başarı” vaat etmez.

Kimse alkışlamazken ortaya çıkmanı ister.

Küçük, bazen dağınık ama istikrarlı adımlar ister.

Dışarıdan bakıldığında pek bir şey ifade etmeyen bir cesaret ister.

 

Tüm bunların altında ise sessiz ama güçlü bir gerçek vardır:

Hiçbir şey sabit kalmaz.


Hiçbir şeyin sabit kalmadığını simgeleyen ve trenin bekleyen kadının önünden hızla geçtiği gösteren imaj

Korku yer değiştirir.

Şüphe şekil değiştirir.

İçinde sıkıştığını sandığın dönemler bile geçer.

 

Bunu anlamak yeni bir şeye başlamanın yarattığı korkuyu ortadan kaldırmaz belki ama onu yönetilebilir hale getirir.

 

Bu yüzden 2026’ya girerken kendimden mükemmel adımlar beklemiyorum.

İlerlemeyi seçiyorum. 


Yaparak öğrenmeyi.

Düşünmekten çok temas etmeyi.

Kesinlikten çok hareketi.

 

Ve eğer sen de uzun süredir zihninde taşıdığın bir fikirle dolaşıyorsan —bir iş düşüncesi, bir yön değişikliği, bir “artık bunu denemeliyim” hissi olabilir—şunu net söyleyebilirim:

 

Her şeyi çözmüş olman şart değil.


Başlamadan önce netlik oluşmuyor.

Kimsenin onayını beklemen de seni bir yere götürmüyor.

 

Yapman gereken tek şey, kendini — ve o fikri — ciddiye almak ve ertelemeyi bırakmak.

 

Bunu bir motivasyon metni gibi okuma.

Bunu, beklediğin o “hazır” halin ancak hareketten sonra ortaya çıkacağına dair sakin bir gerçek olarak al.


Başlamak bazen büyük kararlar almak değil, küçük bir deneme yapmaktır. Nereden ve nasıl başlayacağını düşünüyorsan, bu yazı senin için iyi bir ilk adım olabilir.


Ve bu tür yazıları düzenli olarak okumak istersen, haftalık yazılarıma buradan katılabilirsin.



Yorumlar


bottom of page