Belirsizlikle başa çıkma: Liminalite ve dönüşümün gücü
- Deniz Sezen

- 7 Mar 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 22 Ara 2025
Hayat, sürekli bir değişim döngüsüdür. İş kaybetmek, yeni bir başlangıç yapmak, bir projeye adım atmak, farklı bir ülkeye taşınmak…
Tüm bunlar bizi tanıdık olanın dışına çıkaran; bazen heyecan verici ama çoğu zaman belirsizlikle dolu geçişlerdir.
Belirsizlikle başa çıkmak, çoğu zaman bu geçişlerin kendisinden daha zorlayıcıdır.
Antropologlar bu tür dönemlere liminal alanlar der. “Eşik” anlamına gelen liminalite, eski kimliğimiz ile yeni halimiz arasında kaldığımız o belirsiz alanı ifade eder. Ne eskisi gibiyizdir, ne de henüz yenisi…
Bu yazıda, liminalitenin ne olduğunu, belirsizlik dönemlerinin bizi nasıl dönüştürdüğünü ve belirsizlikle başa çıkmanın mümkün yollarını ele alıyorum. Ama önce kendi hikayemden başlamak istiyorum.

Son 10 yılda kaç kere yeniden başladım?
Hayatımın son 10 yılı, tam anlamıyla bir dönüşüm yolculuğuydu.
Defalarca köklü değişiklikler yaptım. Her biri beni büyüttü, geliştirdi; ama aynı zamanda belirsizliğin tam ortasına bıraktı.
Yeniden evlendim.
Önce kariyerimde alan değiştirdim, sonra kendi işimi kurdum.
Amerika’ya, ardından Kanada’ya taşındım.
Pandemi döneminde yeniden okula dönüp master yaptım.
Anne oldum.
Her biri büyük bir değişimdi. Ama asıl mesele değişimin kendisi değil, bu değişimlerin içinde nasıl hissettiğimdi.
Her defasında kendimi arada kalmış hissettim. Ne geçmişe tutunabiliyordum ne de geleceği net görebiliyordum. Antropologların liminalite dediği hal… Bizim daha tanıdık bir ifadeyle söylediğimiz gibi: arafta kalmak.
Bu belirsizlik hâli insanı korkutur. Çünkü zihnimiz hemen sorular üretir:
Gerçekten doğru kararı verdim mi?
Ya başarısız olursam?
Ya bu değişim bana iyi gelmezse?
İlk başlarda bu sorular beni de korkutuyordu. Ama zamanla fark ettim ki belirsizlikten kaçmak yerine, onun içinde hareket etmeyi öğrenmek gerekiyor. Çünkü değişimin içinde kaybolmak yerine, onunla birlikte yol almak ve büyümek mümkün.
İlk başlarda bu sorular beni de çok zorladı. Ama zamanla şunu fark ettim:
Belirsizlikten kaçmaya çalıştıkça, kontrol etmeye çalıştıkça daha da sıkışıyoruz.
Belirsizlikle başa çıkmanın yolu, onu yok saymak değil; onun içinde hareket etmeyi öğrenmekten geçiyor.
Belirsizlikle başa çıkmak için 3 yaklaşım
Zorlayıcı olsa da belirsizlik dönemleri, doğru yaklaşımla dönüştürücü olabilir. Benim için bu süreçte en çok fark yaratan üç şey şunlar oldu:
1. Akışa direnmemek
Her şeyi kontrol etmeye çalıştığımda sadece yoruluyordum. Kontrol edemediklerime direnmek yerine, enerjimi yönlendirebildiklerime aktarmayı öğrendim.Geleceği göremem ama bugün ne yapacağımı seçebilirim.
2. Kendimi yeniden keşfetmek
Her büyük değişimde kendime şu soruyu sordum: “Ben kimim?”
Kimliğimi yalnızca geçmiş başarılarıma bağladığımı fark ettim. Oysa ben, sadece geçmişimin değil; bugün aldığım kararların da toplamıydım.
Yeni şeyler öğrendikçe, risk aldıkça ve denedikçe, kimliğimin de değişmesine izin verdim.
3. Değişimi belgelemek
İnsan değişirken bunu fark etmiyor. Ama geriye dönüp baktığında büyümeyi görebiliyor.
Bu yüzden yazıyorum, kaydediyorum ve paylaşıyorum. Çünkü belirsizlik dönemlerini anlamlandırmak, çoğu zaman onları ifade etmekle mümkün oluyor.
Bu Sadece Bir Geçiş
Eğer sen de şu anda bir değişim sürecindeysen ve zorlanıyorsan, şunu hatırla:
Bu sadece bir geçiş.
Belirsizlik, çoğu zaman bizi durduğumuz yerden koparıp nereye gittiğimizi bilmediğimiz bir alana taşır.
Ne geride bıraktıklarımız tam olarak bırakılmıştır, ne de önümüzdeki yol netleşmiştir. Liminalite tam olarak bu hâli tarif eder.
Ama zamanla şunu fark ettim:
Bu arada kalmışlık hâli bir boşluk değil.
Bir hazırlık.
Ne eski hâlimiziz, ne de henüz yeni hâlimiz.
Ve tam da bu eşikte, dönüşüm başlar.
Eğer bu yazı sana iyi geldiyse ve benzer geçişleri, belirsizlikleri ve dönüşümleri birlikte düşünmek istersen, haftalık yazılarıma katılabilirsin.
Spam yok. Satış baskısı yok. Sadece işe yarayan notlar.



Yorumlar