İş dünyasında nezaket: Kurduğun şeyin ruhu, seninle aynı olur
- Deniz Sezen

- 19 Tem
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 Ağu
Filmlerde genelde başarılı insanlar acımasız, hatta merhametsiz olarak resmedilir.
Sanki hep “büyük oynamak” için yol açan sert dirseklerin ve keskin bir dilin olması gerekiyormuş gibi… Rakiplerini ezmenin, öne çıkmanın tek yolu olduğu ima edilir hep.
Bu zihniyet sosyal medyada da kendini açıkça gösteriyor. Henüz yolun başındaki heyecanı küçümsemek, cesaretle adım atmış olanı alay konusu yapmak, hatta insanların tökezlemesine gizliden sevinmek artık sıradan davranışlar gibi karşılanıyor.
Bazıları için bu, dikkat çekmenin ve tanınmanın kestirme yolu gibi görünüyor.Cesaret edenin cesaretini kırmak “gerçekçi”, “cool” ya da daha kötüsü, “güçlü olmak” olarak pazarlanıyor.
Belki bazı insanlar bu davranışların normal olduğunu düşünebilir. Ama benim deneyimim tam tersini söylüyor: Hayatta ve iş dünyasında gerçekten kazanmanın yolu, nazik olmaktan geçiyor.
Buradaki “nazik”ten kastım, toplumda sıkça karşılaştığımız algının aksine bir “eziklik” ya da güçsüzlük değil. İtiraf edelim, bizim toplumda nazik insanlara her zaman hak ettikleri saygı gösterilmez.
Benim bahsettiğim nezaket, kendini net bir duruşla ifade eden, bunu kimseyi ezmeden yapan ve başkalarının da başarılı olmasını içtenlikle isteyen insanların nezaketidir.

Gerçek güç, yıkmakta değil; inşa etmekte saklı
Başarılı insanlar enerjilerini başkalarını eleştirmeye değil, kendi yolunu çizmeye, üretmeye, büyütmeye harcıyor. Gerektiğinde fikirlerini paylaşıyor, bağlantılar kuruyor, deneyimlerini açık yüreklilikle aktarıyorlar.
Nazik insanlar sağlam ilişkiler kuruyor. Bir gün gerçekten desteğe ihtiyaç duyduklarında, insanlar onlara gönülden destek vermek istiyor.
Ekipleri onların yanında kalıyor, müşterileri ise yalnızca satın alan değil, markayı gönülden tavsiye eden insanlara dönüşüyor.
Üstelik onlara sadece fırsatlar gelmiyor; yaptıkları işle ilgili kendilerini gerçekten iyi hissediyorlar. İçlerine sinen, başkalarına da fayda sağlayan işler üretiyorlar.
Yaptıkları şeyde sadece başarı değil; güven, nezaket ve iş birliğiyle örülmüş bir bütünlük hissi oluyor.

Sessiz ama sağlam bir strateji: Nezaket
Kariyerim boyunca, yüksek pozisyonlarda çalışan, büyük işler ve markalar yaratmış pek çok insan tanıdım.
Ve bu insanların arasında en çok saygı duyduğum ve gerçekten başarılı bulduklarımın ortak bir yönü vardı: Bu insanlar başkalarını kötülemiyor, rakiplerinin başarılarını da içtenlikle takdir edebiliyorlardı.
Peki bu insanlar aziz mi? Elbette hayır. Ama bilinçli ve sorumlu insanlar. Ve böyle olmanın dışında şunu da çok iyi biliyorlar: Köprüleri yakmak seçenekleri azaltır.Saldırganlık, dost olabilecek insanları uzaklaştırır.Negatiflik ise sadece enerjiyi emer, odağı dağıtır.
Benim hayranlık duyduğum insanlar, başkalarının üzerine basarak değil, kendi değerleriyle yükselmeyi seçiyor. Çünkü enerjilerini yıkmaya değil, kurmaya harcıyorlar.
Elbette bunun tam tersini yapanlar da var — ve ne yazık ki sayıları az değil.Kaba saba, vicdansız insanlar da kazanıyor. Çünkü sosyal medya çatışmayı ödüllendiriyor.Algoritmalar gürültüyü seviyor.Ve toplumun ciddi bir kesimi hâlâ “başarı = ne pahasına olursa olsun kazanmak” demek sanıyor.
Ama bu gerçekten sürdürülebilir bir strateji mi?Hayat boyu gideceğimiz yol bu mu olmalı?
Bence olmamalı.
Her şeyin gittikçe daha sert ve daha gürültülü hâle geldiği bir dünyada, nazik, iyi ve yapıcı olmayı son derece değerli buluyorum.
Bu zayıflık değil. Bilinçli bir seçim.

Kurduğun şeyin ruhu, senin kim olduğunu yansıtır
Belki bazen yavaş ilerliyor gibi hissediyorum. Belki de iflah olmaz bir iyimserim, kim bilir?
Ama ne olursa olsun, günün sonunda içime sinen bir yolda ilerliyor olmak bana en büyük tatmini veriyor. İnsanın kendi değerlerine sadık kalarak yürümeyi seçmesi ise, bana göre başlı başına bir cesaret örneği.
Zamanla şunu fark ettim: Kurduğun şeyin ruhu, seninle aynı olur.
“Ben böyle biri mi olmak istiyorum?” Bu soruya vereceğin cevap, yolun nereye varacağını da belirliyor aslında. Ve işte tam da bu yüzden, nezaketin gücünü hafife almamak gerekiyor.
Çünkü nezaket sadece dünyayı güzelleştirmez.İş dünyasında da kazandırır.



Yorumlar