Martha Stewart’ın kariyer yolculuğundan çıkardığım notlar
- Deniz Sezen

- 6 Eyl
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 7 Eyl
Kariyerinde defalarca yön değiştiren, hem övgüleri hem de eleştirileri üzerine çeken bir isim: Martha Stewart. Kim ne derse desin, kendini yeniden yaratma konusunda eşsiz bir örnek.
Netflix’teki hayatını konu alan belgeseli izlerken aklımdan geçen şuydu: Stewart’ın yolculuğundan, girişimcilik ve dönüşüm sürecinde olan herkes kendine notlar çıkarabilir.
Kariyerinde yön değiştirip girişimcilik yoluna giren isimleri incelediğim serinin ilk yazısında Gwyneth Paltrow’un yolculuğunu ele almıştım.
Şimdi sıra Martha Stewart'ta.

Kendini Yeniden Yaratmak
Martha Stewart’ı sevin ya da sevmeyin, onun evrilme ve kendini sürekli yenileme becerisine saygı duymak zorundasınız. Model olarak başlayan yolculuğu borsacılıkla devam etti, ardından bir lifestyle imparatorluğuna dönüştü—ve bununla da sınırlı kalmadı.
Hayatının her dönemi merakla, yeniliklerle şekillendi; tek bir kimliğe sıkışıp kalmadı. Hatta hapishaneye düşmesi ve sonrasında oluşan kamuoyu baskısı bile onu küçültemedi—aksine büyüttü.
Çıkarım: Yeniden yaratmak sadece kariyer değiştirmek demek değil. Bütün cevaplara sahip olmasak bile, kendimize güvenerek bir sonraki adımı atmak demek. Çünkü geleceğimizi, şu an nerede olduğumuz değil, bundan sonra neyi seçeceğimiz belirliyor.
Geçmişiniz Sizi Tanımlamaz
Stewart ayrıcalıklı bir ailede büyümedi. Ailesi maddi zorluklar yaşıyor, yiyeceklerini çoğunlukla kendileri yetiştiriyordu. O da çocukken annesinden yemek pişirmeyi ve dikişi, babasından ise bahçeciliği öğrendi. Bugün markasının temelini oluşturan becerileri işte o yıllarda kazandı.
Çocukluğunda gözlemlediği bir diğer şey de babasının işinde mutsuz ve tatminsiz oluşuydu. Martha, bu mutsuzluğu tekrar etmek yerine, ondan öğrendiklerini farklı bir bakışla ele aldı. Temel becerilerini merak ve yaratıcılıkla birleştirerek bambaşka bir yol açtı.
Çıkarım: Çocukluğumuz bizi şekillendirir ama geleceğimizi belirlemez. Geçmişte yaşadıklarımızdan sadece işimize yarayanları alıp, kendimize farklı bir yol çizebiliriz.
Hayat Boyu Takip Ettiği İzler
Martha’nın kariyeri tek bir büyük sıçramadan değil, hayat boyu takip ettiği izlerden oluştu:
Birinci iz: Avrupa'da geçirdiği balayında yemek, seyahat ve tasarıma aşık oldu.
İkinci iz: Borsa kariyeri ona yüksek iş çevrelerinde network yapma imkanı sağladı. (Alakasız gibi gözüken deneyim ve yolların bile ne kadar faydalı olduğunun kanıtı.)
Üçüncü iz: Turkey Hill çiftliğini alıp yenilemekle birlikte ev ve bahçeye sevgisini yeniden keşfetti.
Dördüncü iz: Yeni evlerinde verdikleri görkemli yemek davetleri bir noktadan sonra catering işine dönüştü.
Beşinci iz: Catering yaptığı bir etkinlikte tanıştığı yayınevi sayesinde ilk kitabı Entertaining çıktı ve böylelikle kişisel markasının doğmuş oldu.

Zorlukları Fırsata Çevirmek
2004’te içeriden bilgiyle hisse satışı ve sahte belge düzenleme suçlamalarıyla 6 ay hapse mahkûm edildi. Birçok kişi için bu, kariyerin sonu olabilirdi. Ama Martha Stewart için öyle olmadı.
Bu dönemi kendini geriye çeken bir engel olarak değil, bir “duraklama” olarak gördü—yeni fikirlerin filizlenmesi için bir alan.
Cezaevindeyken kadınlara iş planı yapmayı öğretti, girişimci olmaları için cesaret verdi. Aynı zamanda şirketinin web sitesi üzerinden dışarıya mesajlar gönderdi, medya görünürlüğünü korudu ve güçlü bir halkla ilişkiler kampanyasıyla imajını yeniden inşa etti.
Yani en büyük krizi bile, hem başkalarına fayda sağlamak hem de kendi markasını yeniden parlatmak için bir fırsata dönüştürdü.
Yine, Yeni ve Yeniden
Kendi TV programını ve dergisini yayınlamanın dışında, 2015’te ABD’de yayınlanan bir komedi programı olan Comedy Central Roast’a katıldığında herkesi şaşırtarak adeta sahneyi ele geçirdi. Yani Stewart hep insanları şaşırtmayı sürdürdü.
Netflix belgeselinde kendisiyle ilgili yapılan bir yorum durumu açıkça ifade ediyordu: “Martha Stewart’ı tek bir kutuya sığdırmaya çalışmayın. O yeniden yaratmanın annesidir.”
Deha Alanında Olmak
Dr. Gay Hendricks, insanların iş yaparken dört farklı alanda çalışabileceğini söyler:
Yetersizlik Alanı: Kötü olduğun, başkalarının daha iyi yaptığı işler
Yeterlilik Alanı: Yapabildiğin ama sana özel olmayan işler
Mükemmeliyet Alanı: Çok iyi olduğun ama seni artık beslemeyen alan
Deha Alanı (Zone of Genius): Kendini en doğal, yaratıcı ve tatmin olmuş hissettiğin yer.
Ve işte Martha Stewart’ın Deha Alanı:
Tutkuları: Yemek, ev, misafir ağırlama—güzel ve işlevsel deneyimler yaratmak.
Amacı: “Erişilmez” görünen fikirleri geniş kitleler için uygulanabilir hale getirmek.
Hediyeleri: Zevk sahibi, yaratıcı, otantik, girişimci, karmaşık şeyleri basitleştirme becerisi, adım adım yol gösterebilme.
Çıkarım: Deha alanın; sevdiğin, yaparken zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğin şeylerle, başkalarına katkı sağladığın ve doğal olarak iyi olduğun yeteneklerin kesiştiği noktadır. Martha Stewart tam da bu noktada duruyor ve başarısının ardındaki en büyük güç de bu oldu.
Peki ya sizin kurduğunuz ya da kurmak istediğiniz iş, sizi bu alana taşıyor mu?
Not: Bu yazıyı anlamak için belgeseli izlemenize gerek yok—ama izlemek kesinlikle keyifli olabilir.

Yorumlar